SÜNNET
 HAKKINDA
  Prepusiyumun kesilip çıkarılması işlemi olarak tarif edilebilecek olan sünnet insanlık tarihinin en eski cerrahi işlemlerinden birisidir. Çok uzun zamandır uygulanan bir gelenek olması yanında, dünya üzerinde en çok uygulanan cerrahi işlemdir.Sünnet hakkındaki tartışmalar bugün hem tıbbi hem de dini ve kültürel farklılıkların sonucunda artarak devam etmektedir. Tartışmalar bir yana sünnet, birçok toplum ve kültürde faydası düşünülmeden dini inanç ve gelenekler nedeni ile uygulanmaktadır.   Günümüzde ABD ve Kanada'daki erkeklerin yarısı, bütün dünya erkek nüfusunun 1/6' sının sünnetli olduğu bilinmektedir . Türkiye'de ise bu oran % 100'dür. 1990 yılında yapılan bir çalışmaya göre ABD'de yeni doğan erkeklerin % 80'inin sünnet edildiği tahmin edilmektedir (5). Dünyadaki sünnet oranlarında aşırı farklılıklar, ülkeler ve kültürel farklılıklardan kaynaklanmaktadır. 19. yüzyılda yenidoğanda rutin sünnet uygulaması hastalıklardan korunma amacı ile başlamış ve kısa sürede özellikle İngilizce konuşan ülkelerde kabul görmüştür. Bugün Amerika'da yenidoğan sünneti çok yaygın olarak uygulanan bir operasyondur.Sünnet, toplumlar tarafından uygulanan en eski cerrahi operasyonlardan biridir. Sünnetin farklı kültürlerce ve birbirinden bağımsız olarak uygulandığı bilinmektedir. Kristof Kolomb yeni dünyayı keşfettiğinde birçok yerlinin sünnetli olduğunu görmüştür.Antropologlar sünnetin ilk defa ne zaman ve hangi toplum tarafından uygulanmaya başladığı konusunda tam bir fikir birliği içerisinde değildirler. Sünnetin orijini konusunda araştırma yapan birçok bilim adamına göre sünnet farklı kültürler tarafından birbirinden bağımsız olarak uygulanmaya başlamıştır. Güneydoğu Asya, Afrika kabileleri ve Avustralya yerlileri gibi birçok farklı kültürde sünnetin yaygın olduğu bilinmektedir. Yaklaşık dört bin yıldır uygulandığına dair kanıtlar vardır.
  Sünnetin yapılmasında üç önemli neden vardır .Birincisi sünnetin tamamen dinsel ve geleneksel gerekçeleridir. Burada belirleyici olan kişinin ve toplumun inancıdır. Dini amaçlı sünnet, Müslümanlarda, Yahudilerde, Siyah Afrikalılarda, Avustralyalı Aboriginlerde ve diğer birçok etnik grupta yapılmaktadır. Sünnet Yahudiliğin vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Tevrat'a göre sünnet tanrı ile kulu arasında yapılan bir anlaşmadır. Her Yahudi erkek çocuğun sünnet olmasını ve bunun nesiller boyu devam etmesini Tanrı buyurmuştur. İbrahim peygamber kendi kendini sünnet etmiştir. Oğlu İshak ise doğumdan sonra sekizinci günde sünnet olmuştur. Sünnet o
dönemlerde Mohel denilen kişiler tarafından uygulanmaktaydı. Bunlar cerrahi becerisi olan aynı zamanda geniş dini bilgilere sahip olan insanlardı.Grek ve Roma dönemlerinde sünnet uygulanan Yahudilere ölüm cezası verilmiş olmasına karşın, Yahudiler sünneti uygulamaya devam etmişlerdir. Çünkü yeni doğan erkek çocuğun Yahudi olabilmesi için doğumdan sonra sekizinci gün sünnet edilmesi şarttır.

  İslamiyet öncesi dönemde sünnet Arap ülkelerinde uygulanan eski bir gelenek olup, Araplarda İslamiyet ile başlamış bir olay değildir. Preislamik ve erken İslamik şiirlerde bununla ilgili referanslar vardır. Ayrıca diğer bir kanıt ise sünnetin Kuran'da bahsedilmemiş olmasıdır. Arapça kelimeler erkek sünneti için "khitan", kadın sünneti için "khafd"dır. Bu kelimelerdeki harfler ilkel semitik bir lisana aittir. Bu da sünnetin çok eski bir arap geleneği olduğunu göstermektedir. Islamiyette sünnet bir peygamber geleneğidir. Hz. Muhammed sünnet uygulamasını Müslümanlar için bir temizlik kuralı olarak değerlendirmiş ve Müslüman erkek çocukların sünnet edilmesini teşvik etmiştir.
  Sünnet için bir diğer gerekçe bu işlemin estetik bir işlem olarak görülmesidir. Sünnet ile glansın ortaya çıkması sonucu penisin daha estetik bir görünüm alıp almadığına yönelik bir tartışma da aslında kültürlere, kişilere ve beğenilere göre değişeceği için anlamlı değildir. Sünnetli penisin estetik olarak daha tercih edilir olması o toplumdaki geleneklere ve değer yargılarına göre değişiklik gösterebilir.

  Üçüncü neden ise sünnetin getirdiği sağlıkla ilgili yararlarıdır. Bu konu uzun yıllardır süregelen bir tartışma konusudur. Sünnetin sağladığı önemli avantajlar vardır. Sünnetlilerde prepusiyumun ortadan kalkması ile cinsel yolla geçen hastalıkların bulaşma riski belirgin olarak azalmaktadır. Erken dönemde yapılan sünnet erkek çocuklardaki üriner enfeksiyon oranını önemli oranda düşürmektedir. Aynı zamanda sünnet çocukluk yaşta gelişebilecek prepusiyuma ait fimozis, parafimozis ve balanitis gibi potansiyel sorunları da ortadan kaldırmaktadır .Hastalıklara karşı proflaksi amaçlı sünnet 19. yüzyılda rutinlik kazanmıştır. 1940 ile 1970'lerin ortalarına kadar Amerika'da sünnet hijyen ve genital hastalıklar nedeni ile yeni doğan çocuklarda kabul görürken, 1960'tan sonra sünnetin potansiyel bir risk olduğu hakkında görüşler gelişmeye başlamıştır. 1975'te Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) yeni doğanlarda sünnetin kesin olarak rutin yapılmaması gerektiğini bildirmiştir. 1980'lerden sonra bu görüş değişmeye başlamıştır. 1989 yılında Amerikan Pediatri Akademisi'nin sünnet ile ilgili görev komisyonu yeni doğan sünnetinin potansiyel tıbbi faydaları ve avantajları yanında, risk ve dezavantajları da olduğunu deklare ederek, girişim öncesinde ebeveyne bunları anlattıktan sonra yapılmasını önermişlerdir . 1999'daki raporda ise sünnetin çok erken yaşlarda başlayan ve ömür boyu önemli koruyucu etkiler sağlayan bir işlem olduğu savunulmuş, ancak bu yararların rutin sünnet uygulamasını önerecek düzeyde olmadığı belirtilmiştir.Son yapılan çalışmalar AİDS hastalığının erkeklere bulaşma ihtimalinin çok daha düşük olduğunu göstermektedir.

  Her ne kadar sünnetin gerçek orijini tam olarak bilinmese de yapılan araştırmalar ve buna bağlı olarak ortaya atılan teorilerden çıkan sonuç; sünnetin farklı topluluklarda gerek kültürel gerekse dinsel olarak uygulanmasının çok eski tarihlere dayandığı gerçeğidir.
 
KAYNAKLAR

 
1. Griffith D, Frank JD. Inappropriate circumcision referals by GPs. J R SocMed 1992; 85: 324-5.

2. Koo HP, Duckett JW. Circumcision-Quo Vadis? Pediatrik Cerrahi Dergisi1995; 9: 149-54.

3. Yurdakök M. Tarihte sünnet. Çocuk Saglıgı ve Hastalıkları Dergisi 2000;43: 303-11.

4. Tekgül S. Sünnet. Çocuk Saglıgı ve Hastalıkları Dergisi 2000; 43: 297-302.

5. Dayanç M. Sünnet. Güncel Çocuk Ürolojisi.1.baskı. Ankara: Atlas Yay.2004; 281-93.

6. Ellis DG, Mann CM. Abnormalities of the urethra, penis and scrotum.O’Neill JA, Rowe MI, Grosfelt     JL, Fonkalsrud EW, Coran AG. Pediatric Surgery 5th edition. St. Louis , Mosby-year Book, Inc 1998;     1783-95.

7. Cold CJ, Taylor R. The prepuce. BJU Int 1999; 83 Suppl 1: 34-44

8. Çaman Ş. Prepisyumda Balanitis Xerotica Obliterans Varlığının araştılılması. Uzmanlık Tezi 2005